Tiyatroların perdeleri açıldı, film ekimiyle canlılığı giderek artıyor sinemalarla kapalı mekan aktiviteleri.Romantizm İstanbul’u daha bi güzel sarıyor, Ortaköy’de bir fincan sahlebin mevsimi açılıyor. Yazdan kalan içimizdeki kıpırtı yerini dinginliğe bırakıyor. Hayatın her rengini görmek varken tabi ki olumsuzlukları sergilemek istemiyorum karşınızda, hele ki ilk yazımda. Ancak bu köşenin neden var olduğunu, neden bu köşede olduğumu tanımlamak gerek diye düşünüyorum.
Güzellikleri olduğu gibi, özellikle ülkemiz için sorunların da büyük olduğu bir hayat yaşıyoruz son zamanlarda. Herşey, herkes sert virajlardan geçiyor.

Ülkemizin durumu, ekonomi, aşklar, ilişkiler, aileler, İETT otobüsü,metrobüsler, İstanbul, 3. köprü… Ümitlerimiz, işsizlerimiz, ıssızlarımız… Başarılı olanlar, olamayanlar, fabrikasını kapatanlar bir de 45 m2 dükkanından servet kazananlar… Sorunlar, 3. sayfalar, 3. sayfada kim yazsın bulmacası… Kendimi bildim bileli ekranlarda boy gösteren köşe cambazları, “yok mudur başka bileni bu ülkenin” soru işaretleriyle baktığım aynı yosunlaşmış simalar… Aynı patronlar, aynı tv’ler, aynı kanallar, aynı dereler, Ayamamalar.. Meteoroloji ve bi türlü tahmini tutturamayanlar.. seller, göçler… ülkemizi bölmeye çalışanlar.. konsere gittiği adamın kim olduğunu bilenler, kimden geldiğini bilmeyenler… “ama ama ama şarkılarını seviyorum” diyenler… iki kelamı yan yana getiremeyip de, konuşmaya kalkanlar, “konuşmasını bilip de neden hala konuşmaz” sıfatlılar… Öğrenciler, veliler, üniversiteler, evrenkentliler… Türkçeyi ve ülkeyi savunanlar, “w” ile yazanlar… Kişisel gelişimciler, buna rağmen kendini hala geliştiremeyenler, bir de bu adamlardan medet umanlar… Ağlayanlar, zırlayanlar… Kaçanlar, kovulanlar.. Ekonomistler, siyasetçiler, kraldan çok kralcılar.. Bölücülerin partileri ve adam yerine konulanlar.. Ülkeyi bölenlerle beraber yürüdükleri yollar, beraber ıslandıkları yağmurlar.. açılanlar, açılımlar ve açılımcılar… içleri kararmış aydınlar… Türkiye mozaiğini 10 adamlık listeye sığdırmaya çalışanlar.. yamyamların eline bırakılamayakcak kadar değerli yarınlarımız ve geleceğimiz.. Biz, hepimiz..
Değişimi isteyenler.. değişmek isteyenler.. Bunları ve dahasını değiştirmek için en azından hevesliyim diyenler..
Ben bu köşedeyim, herkesi beklerim..
NOT: Yazarımız Serdar Kemal, bundan böyle Türkiye’ye ve hayata dair görüşlerini Boğapiyasası‘nda sizlerle paylaşacak. Kendisini buradan takip edebilirsiniz.